sorucevap

Soru-Cevap: Atilla Mutlu

Twitter’dan takipte olanlar bilirler, uzun zamandır Atilla Mutlu’nun çok beğendiğim günlük stilini sizlerle paylaşıyorum. Atilla’nın stili risk almaya çekinen erkeklerin aksine bir hayli farklı ve şık. Atilla Mutlu’yu daha yakından tanımak, neler yaptığını öğrenmek ve sezonun erkek trendleri hakkında kısa bir soru-cevap:

Atilla Mutlu kimdir? Ne yapar? 
Atilla Mutlu; Beymen mağazalarında stil danışmanı olarak çalışmakta olup, kendi özel müşterilerine özel kombinler hazırlayarak, katılacakları bir davet, toplantı, protokol, iş yaşantıları, özel yaşamları, hafta sonu, tatil programları ve yurt dışı planları için kombinler seçerek beğenilerine sunar. Bunun yanı sıra gardıroplarını inceler eksikleri tamamlar, birlikte yaptıkları bir çalışma ile kullanılmayan ürünleri seçip onları taleplere, dağılımını yapar. Yurtdışı, yurtiçi iş seyahatlerinde ya da tatil planlarında valiz hazırlığı yapar. Son olarak vakit ve seçim konusunda zorlanan kişilere talepleri doğrultusunda hediye danışmanlık hizmeti de vermektedir.

Türk erkeklerinin giyim tarzı hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Türk erkeği aslında iyi görünmeyi seviyor ancak seçimler konusunda zorlandıkları için bu onlara külfet gibi geliyor. Aslında işin özü bu konudan zevk alan erkekler iyi giyiniyor, diğerleri sadece en kolay şekilde bu işi bitiriyor. Sonuç olarak Türk erkeğinin geneli, uyum ve marka adı altında iyi giyindiği sanmakta ve bu yargıyı kırmakta şimdilik zor gözüküyor.

En büyük hatayı nerede yapıyorlar?
Kolay ve uzun vadede giyebilecekleri ürünleri seçiyorlar ve renkler her zamanki gibi klasik (siyah gri ve lacivert) ya da çok spor ürünler tercih ediyorlar. Mesela sporsa çok salaş, şıksa çok klasik bu ikisini meç etmekte yetersiz kalıyorlar. Önyargılar ve toplumsal değer yargılarının onları bu konuda yenilenmelerini engelliyor diye düşünüyorum.

Kış sezonu için gardıroplarına neler eklemeliler ve olmazsa olmazlar nelerdir? 
Olmazsa olmazlar; spor görünümlü triko kravatlar, ceketlerde mutlaka mendil ve kaşkol fular kullanılmalı. Kombinlerde ise gömlek, kravat ve triko üzerine ceket kulanılmalı. Kadife pantolonlar bu sezon olmazsa olmazların başında geliyor; renkler de ise hardal rengi, bordo, nefti ya da khaki rengi ve bej tonları tercih edilmeli. Kar desenli trikolar ve geometrik desenlerde gömlekleri şık akşamlarda jean pantolonlarla tamamlayın. Ayakkabıda temiz görünümlü mokasen ayakkabılar tercih edilmelidir. Takım elbisede kareli ve yelekli takımlar tercih edilmeli, özellikle kahve ve gri tonları bu yılın olmazsa olmazları.

Q&A: Hatice Gökçe

Bana sorarsanız Türkiye’nin en cesur ve yetenekli tasarımcılarından biri… Kendisine sorarsanız tüm mütevaziliğiyle kabul etmeyecektir. Hatice Gökçe sessiz sedasız attığı büyük adımları ve koleksiyonlarıyla cesaretinden, kalitesinden ve çizgisinden ödün vermiyor. Şu sıralar Doreanse markası için hazırladığı organik iç giyim koleksiyonu, IFW’de yer almayışı ve moda sektörü hakkında kısa kısa yorumlarını aldım.


İlk olarak Doreanse için hazırladığınız iç giyim koleksiyonundan bahsedecek olursak, daha önce iç çamaşırı tasarımı yapmadığınızı düşünerek soruyorum, neydi sizi markayla çalışmaya ikna eden?

Body koleksiyonumun bir bölümü aslında iç çamaşırı kategorisine giriyor. Üretim aşaması iç çamaşırı makine parkuruna göre üretiliyor.Neredeyse her sezon üretimini gerçekleştiriyorum. Bu sebeple iç çamaşırı disiplinine çok uzak değilim. Doreanse markası 2000 yılında body koleksiyonumu hayata geçirmeme büyük yardımları olmuş bu konuda vizyon sahibi bir marka. Geçmişe dayanan bu bağı doğaya saygılı bir işbirliğine dönüştürmek istedik. Organik yaşam felsefesi henüz çok yaygınlaşmış olmasa da gönüllü çabalar ile her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor.
Modern yaşamla beraber giderek daha fazla maruz kaldığımız kimyasal maddeler, sağlığımızı elimizden alıyor. Doğal kaynaklarımızı hiç bitmeyecekmiş gibi tüketiyoruz. Bugün bu işbirliği için, organik yaşamı yeniden çağırarak hatalarımızı telafi etme girişimi diyebiliriz.





Gördüğüm kadarıyla koleksiyon oldukça yalın ve ihtiyaca yönelik tasarımlardan oluşuyor. Hep merak etmişimdir tasarımcı bu gibi durumlarda, tasarım ve ihtiyaç noktasında ikilemde kalıyor mu?

Amaç doğaya saygılı, insana faydalı ürün sunmak olduğundan tasarımın en yalın, insan ihtiyacını karşılamaya yönelik halini kullanmaktan çekinmedim. Bu sebeple tasarım ve ihtiyaç konusunda ikileme düşmedim.

Doğaya verdiğimiz zararı düşünürsek büyük bir sakinlik ve mütevazilikle her şeyin en doğal, en abartısız, en yalın halini kullanmayı tercih ettim. Konu iç çamaşırı olunca daha fazla titiz olmamız gerekti. Ayrıca organik pamuk ile yapmaya çalışacağımız her türlü tasarım unsuru (baskı gibi, renk gibi ve kullanılacak aksesuar gibi) hepsi organik üretime ters girişimler olacaktı. Organik halinden biraz daha uzaklaştıracaktı.
Öne çıkardığımız konu, koleksiyonda kullandığımız organik pamuğun, konvensiyonel el pamuğuna göre tamamen doğal yöntemlerle üretiliyor olması. Bu sayede doğanın korunmasına destek verilerek sürdürülebilir tarıma da olanak sağlanıyor. Üstelik doğal iplikler, kimyasal katkılı ipliklerden çok daha dayanıklı. Bu koleksiyondaki tüm tasarımlar yüzde yüz organik pamuktan üretildi. Üretiminde hiçbir kimyasal boya kullanılmadı. Doğal ipliklerin bir başka özelliği de bizi serin tutmaları.
Ayrıca organik pamuk üretiminde Türkiye’nin potansiyelini düşünürsek daha çok organik üretim yapıp tüketiyor olmamız çok önemli. Doğal olanı hayatımıza yeniden çağırmayı istiyoruz.

İç çamaşırı koleksiyonu olması dolayısıyla beni ve eminim bir çok kişiyi oldukça şaşırttı. Bir sonraki marka işbirliğinde ne tasarlayıp bizi daha da şaşırtmak isterdiniz?

Yakın tarihte Antalya’daki 6 Barut Otelinin tüm personel giysilerinin, Londra’da açılan Kahve Dünyası’nın personel kıyafetlerinin ve en son Bebek Baylan’ın personel giysilerinin tasarımını yaptık. Kurumsal projeler tasarım ofisi olarak bizim heyecan duyduğumuz projeler oluyor. Şu an çok keyifli, birbirinden farklı 3 proje üzerinde çalışıyoruz. Yakında hepsini paylaşacağız.

8-13 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek Istanbul Moda Haftası takviminde isminizi görememek beni oldukça üzdü. Hatice Gökçe’nin başka planları, projeleri mi var? Ya da IFW kapsamında defile sunmak artık sizi tatmin etmiyor mu?

Güzel düşüncelerin için çok teşekkürler.
Oluşumunda ve gerçekleşmesinde katkıda bulunmuş ve halen bulunmakta olan biri olarak IFW organizasyonu benim için çok önemli. Amacına hizmet etmesi için gerekeni yapıyoruz. Koleksiyonların görsel ve yazılı basında birer haber olarak tüketilmesinin yanısıra tüm yurtta ve yurtdışında tasarımların doğru pazarlarda tüketilmesini sağlamak gerekiyor. Bu ise organizasyonun içinde farklı organize bir birimin de yoğun bir biçimde çalışması demek. Bu tarafı henüz yeterince işlemiyor. Özellikle yurt içindeki satın almacıları hala harekete geçirememiş olmasını anlamak çok zor.

Ancak bu Hatice Gökçe olarak uzaklaştığımız anlamına da gelmiyor. Biz Türkiye’deki tasarım hareketinin gücünü bu tür organizasyonlarla gösterebileceğiz. Tasarımcılar olarak daha fazla destek veriyor olmamız gerekiyor. IFW’ye bu sezon katılmama sebebimiz bazı yeni projelerin çok hızlı ilerliyor olması diyebilirim. Bu da bir sezon ara vermemizi gerektirdi. Tatmin etmemesi sebep olamaz çünkü Türkiye’de bir moda endüstrisinden bahsedebilmek için bu yeni oluşumun inatla ve istikrarla devam ettirilmesi gerekiyor.

Moda Tasarımcıları Derneği kurucularından biri olarak Türkiye’de moda sektörünün gidişatı, genç tasarımcılar, koleksiyonlar hakkında neler söylemek istersiniz? Moda başkenti olma çabalarımız işe yarıyor mu?

İstanbul Fashion Week Türkiye’deki moda anlayışının hak ettiği değeri bulmasında büyük rol oynuyor diyebiliriz. Bu etkinlik sayesinde moda anlayışı yerleşiyor ve gelişiyor. Her şeyi yaparken öğreniyoruz bir bakıma. Hem tasarımcı markalarına, hem diğer markalara asıl değerini biçen ve Türkiye’ deki moda anlayışının değerini ortaya çıkaran bir organizasyon olma yolunda hızla ilerliyor. Dünyada da Türkiye’deki tasarım gücüne olan ilgi yavaş yavaş bölgesel konumumuz gereği artıyor. Moda tasarımcıları magazinin elinde kurtuldu, fikir sahibi insanların düşüncelerine yerleşti bu sayede. Ama İstanbul’un sadece bir moda başkenti olması dileği hep söylediğim gibi İstanbul’a haksızlık olacaktır.

Uluslar arası moda tasarımcısı sayısı elbette az. Eğer doğru değerlendirilebilirse ve yönlendirilebilirse Türkiye’de tasarımcı eksikliği de yok. Yeter ki “kendi” gibi algılanabilsin. Bu coğrafyada kalmayı ve burada üretmeyi tercih etmiş tasarımcılar, bu büyük komplekse rağmen bir şeyler yapıyorlar bir şeyleri değiştirebilmek adına. Ancak, ne yazık ki birçok iş gerçek değerini bulamıyor. Maalesef teşvikler de yaratıcılık üzerinden yapılacak ihracata yönelik değil. Ayrıca tasarımcılar arasında hala bir kategorizasyon da bulunmuyor. Hala birbirine karıştırılıyor. Tasarımcıyım diyen herkes aynı kefeye konuyor ve hiç bir eleme yapılmadan birlikte değerlendiriliyor. Daha ikinci defilesini yapmamış tasarımcı, acemilikten profesyonelliğe geçtiğini iddia ediyor. Ve bu kişi hiç eleştirilmeden profesyonel olarak anılıyor. Burada biraz da sizlere görev düşüyor. Övgüde çoğu zaman çok cömert olunması yanlış yönlendirmelere sebebiyet verebiliyor. Bir diğer önemli konu da fikir ihracatı. Biliyor muydun, yurtdışına verdiğim danışmanlıklar ihracata girmiyor! Sadece ürün satıyorsanız ihracat yapıyor oluyorsunuz! Hedeflenen aslında tasarım fikrinin ihracatı iken, bunu gerçekleştiren ihracat yapmış sayılmıyor. Bu konuda muzdaribim.
Türkiye’deki Moda’nın iyi tasarımlardan sonra başka sorunları da var. Bunlara da değinmek lazım…

Moda sektörü hakkında söyledikleri daha yolun ne kadar başında olduğumuzun göstergesi… Hatice Gökçe’ye bu yoğun günlerinde zaman ayırdığı için çok teşekkür ediyorum.

Q&A: Hatice Gökçe

Bana sorarsanız Türkiye’nin en cesur ve yetenekli tasarımcılarından biri… Kendisine sorarsanız tüm mütevaziliğiyle kabul etmeyecektir. Hatice Gökçe sessiz sedasız başarılarına hep yenilerini ekliyor, cesaretinden ödün vermiyor… Şu sıralar Doreanse markası için yaptığı organik iç giyim koleksiyonu, IFW’de yer almayışı ve moda sektörü hakkında kısa kısa yorumlarını aldım.

İlk olarak Doreanse için hazırladığınız iç giyim koleksiyonundan bahsedecek olursak, daha önce iç çamaşırı tasarımı yapmadığınızı düşünerek soruyorum, neydi sizi markayla çalışmaya ikna eden?

Body koleksiyonumun bir bölümü aslında iç çamaşırı kategorisine giriyor. Üretim aşaması iç çamaşırı makine parkuruna gore üretiliyor.Neredeyse her sezon üretimini gerçekleştiriyorum. Bu sebeple iç çamaşırı disiplinine çok uzak değilim.

Doreanse markası 2000 yılında body koleksiyonumu hayata geçirmeme büyük yardımları olmuş bu konuda vizyon sahibi bir marka. Geçmişe dayanan bu bağı doğaya saygılı bir işbirliğine dönüştürmek istedik. Organik yaşam felsefesi henüz çok yaygınlaşmış olmasa da gönüllü çabalar ile her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor.
Modern yaşamla beraber giderek daha fazla maruz kaldığımız kimyasal maddeler, sağlığımızı elimizden alıyor. Doğal kaynaklarımızı hiç bitmeyecekmiş gibi tüketiyoruz. bugün bu işbirliği için, organik yaşamı yeniden çağırarak hatalarımızı telafi etme girişimi diyebiliriz.

Gördüğüm kadarıyla koleksiyon oldukça yalın ve ihtiyaca yönelik tasarımlardan oluşuyor. Hep merak etmişimdir tasarımcı bu gibi durumlarda, tasarım ve ihtiyaç noktasında ikilemde kalıyor mu?

Amaç doğaya saygılı, insana faydalı ürün sunmak olduğundan tasarımın en yalın, insan ihtiyacını karşılamaya yönelik halini kullanmaktan çekinmedim. Bu sebeple tasarım ve ihtiyaç konusunda ikileme düşmedim.

Doğaya verdiğimiz zararı düşünürsek büyük bir sakinlik ve mütevazilikle her şeyin en doğal, en abartısız, en yalın halini kullanmayı tercih ettim. Konu iç çamaşırı olunca daha fazla titiz olmamız gerekti. Ayrıca organik pamuk ile yapmaya çalışacağımız her türlü tasarım unsuru (baskı gibi, renk gibi ve kullanılacak aksesuar gibi) hepsi organik üretime ters girişimler olacaktı. Organik halinden biraz daha uzaklaştıracaktı.
Öne çıkardığımız konu, koleksiyonda kullandığımız organik pamuğun, konvensiyonel el pamuğuna göre tamamen doğal yöntemlerle üretiliyor olması. Bu sayede doğanın korunmasına destek verilerek sürdürülebilir tarıma da olanak sağlanıyor. Üstelik doğal iplikler, kimyasal katkılı ipliklerden çok daha dayanıklı. Bu koleksiyondaki tüm tasarımlar yüzde yüz organik pamuktan üretildi. Üretiminde hiçbir kimyasal boya kullanılmadı. Doğal ipliklerin bir başka özelliği de bizi serin tutmaları.
Ayrıca organik pamuk üretiminde Türkiye’nin potansiyelini düşünürsek daha çok organik üretim yapıp tüketiyor olmamız çok önemli. Doğal olanı hayatımıza yeniden çağırmayı istiyoruz.

İç çamaşırı koleksiyonu olması dolayısıyla beni ve eminim bir çok kişiyi oldukça şaşırttı. Bir sonraki marka işbirliğinde ne tasarlayıp bizi daha da şaşırtmak isterdiniz?

Yakın tarihte Antalya’daki 6 Barut Otelinin tüm personel giysilerinin, Londra’da açılan Kahve Dünyası’nın personel kıyafetlerinin ve en son Bebek Baylan’ın personel giysilerinin tasarımını yaptık. Kurumsal projeler tasarım ofisi olarak bizim heyecan duyduğumuz projeler oluyor. Şu an çok keyifli, birbirinden farklı 3 proje üzerinde çalışıyoruz. Yakında hepsini paylaşacağız.

8-13 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek Istanbul Moda Haftası takviminde isminizi görememek beni oldukça üzdü. Hatice Gökçe’nin başka planları, projeleri mi var? Ya da IFW kapsamında defile sunmak artık sizi tatmin etmiyor mu?

Güzel düşüncelerin için çok teşekkürler.
Oluşumunda ve gerçekleşmesinde katkıda bulunmuş ve halen bulunmakta olan biri olarak IFW organizasyonu benim için çok önemli. Amacına hizmet etmesi için gerekeni yapıyoruz. Koleksiyonların görsel ve yazılı basında birer haber olarak tüketilmesinin yanısıra tüm yurtta ve yurtdışında tasarımların doğru pazarlarda tüketilmesini sağlamak gerekiyor. Bu ise organizasyonun içinde farklı organize bir birimin de yoğun bir biçimde çalışması demek. Bu tarafı henüz yeterince işlemiyor. Özellikle yurt içindeki satın almacıları hala harekete geçirememiş olmasını anlamak çok zor.

Ancak bu Hatice Gökçe olarak uzaklaştığımız anlamına da gelmiyor. Biz Türkiye’deki tasarım hareketinin gücünü bu tür organizasyonlarla gösterebileceğiz. Tasarımcılar olarak daha fazla destek veriyor olmamız gerekiyor. IFW’ye bu sezon katılmama sebebimiz bazı yeni projelerin çok hızlı ilerliyor olması diyebilirim. Bu da bir sezon ara vermemizi gerektirdi. Tatmin etmemesi sebep olamaz çünkü Türkiye’de bir moda endüstrisinden bahsedebilmek için bu yeni oluşumun inatla ve istikrarla devam ettirilmesi gerekiyor.

Moda Tasarımcıları Derneği kurucularından biri olarak Türkiye’de moda sektörünün gidişatı, genç tasarımcılar, koleksiyonlar hakkında neler söylemek istersiniz? Moda başkenti olma çabalarımız işe yarıyor mu?

İstanbul Fashion Week Türkiye’deki moda anlayışının hak ettiği değeri bulmasında büyük rol oynuyor diyebiliriz. Bu etkinlik sayesinde moda anlayışı yerleşiyor ve gelişiyor. Her şeyi yaparken öğreniyoruz bir bakıma. Hem tasarımcı markalarına, hem diğer markalara asıl değerini biçen ve Türkiye’ deki moda anlayışının değerini ortaya çıkaran bir organizasyon olma yolunda hızla ilerliyor. Dünyada da Türkiye’deki tasarım gücüne olan ilgi yavaş yavaş bölgesel konumumuz gereği artıyor. Moda tasarımcıları magazinin elinde kurtuldu, fikir sahibi insanların düşüncelerine yerleşti bu sayede. Ama İstanbul’un sadece bir moda başkenti olması dileği hep söylediğim gibi İstanbul’a haksızlık olacaktır.

Uluslar arası moda tasarımcısı sayısı elbette az. Eğer doğru değerlendirilebilirse ve yönlendirilebilirse Türkiye’de tasarımcı eksikliği de yok. Yeter ki “kendi” gibi algılanabilsin. Bu coğrafyada kalmayı ve burada üretmeyi tercih etmiş tasarımcılar, bu büyük komplekse rağmen bir şeyler yapıyorlar bir şeyleri değiştirebilmek adına. Ancak, ne yazık ki birçok iş gerçek değerini bulamıyor. Maalesef teşvikler de yaratıcılık üzerinden yapılacak ihracata yönelik değil. Ayrıca tasarımcılar arasında hala bir kategorizasyon da bulunmuyor. Hala birbirine karıştırılıyor. Tasarımcıyım diyen herkes aynı kefeye konuyor ve hiç bir eleme yapılmadan birlikte değerlendiriliyor. Daha ikinci defilesini yapmamış tasarımcı, acemilikten profesyonelliğe geçtiğini iddia ediyor. Ve bu kişi hiç eleştirilmeden profesyonel olarak anılıyor. Burada biraz da sizlere görev düşüyor. Övgüde çoğu zaman çok cömert olunması yanlış yönlendirmelere sebebiyet verebiliyor. Bir diğer önemli konu da fikir ihracatı. Biliyor muydun, yurtdışına verdiğim danışmanlıklar ihracata girmiyor! Sadece ürün satıyorsanız ihracat yapıyor oluyorsunuz! Hedeflenen aslında tasarım fikrinin ihracatı iken, bunu gerçekleştiren ihracat yapmış sayılmıyor. Bu konuda muzdaribim.
Türkiye’deki Moda’nın iyi tasarımlardan sonra başka sorunları da var. Bunlara da değinmek lazım.

Q&A: Nihan Peker

Nihan Peker çalışmalarını uzun zamandır takip ettiğim, tasarımlarını çok beğendiğim, tanıştıktan sonra da samimiyetine fazlasıyla inandığım ve başarılarını duydukça gururlandığım çok özel bir tasarımcı. Ve bu sene Istanbul Fashion Week kapsamında yapacağı ilk defile öncesi kısaca soru-cevaplarla fikirlerini, düşüncelerini duymak ve heyecanını sizinle paylaşmak istedim.

Kısaca Nihan Peker kimdir, neler yapar?
Nihan 2009 yılında kendi adını taşıyan markasını kurmuş, o günden bugüne çeşitli konsept mağazalarda yer almış, projelere dahil olmuş İstanbul’da yaşayan bir tasarımcıdır. Hazır-giyim yapar, firmalar için danışmanlık hizmeti verir. Tasarımın sanat yönüyle daha çok ilgilenip, hayallerini yaşayan ve son zamanlarda tüm zamanını atölyesinde geçiren, çalışan biridir.

Haberi çoktan duyuldu ama yine de hatırlatmak isterim. Nihan Peker bu sene IFW kapsamında karma defilede yeni koleksiyonunu sunacak. Bize biraz o seçim, jüri, koleksiyon sürecini anlatır mısın? Neden Nihan Peker tasarımlarını defilede görmek istediler?
Sunum günleri ve seçim aşaması aslında heyecanlı ve yorucu geçti. Zor olan kısımsa benim için, kendimi yani koleksiyonumu birilerine tabiri caizse beğendirme durumunda olmaktı. Hem birilerine kendimi anlatıyor olmak hem de orada olmak için birileriyle yarıştırılıyor gibi konumlandırılmak çok hoşlandığım bir şey değil. Bu koleksiyon için uzunca bir süredir çalışıyordum. Çok kafa yordum, düşündüm ve çok inandım ve orada defile yapmayı çok istedim, bu yüzden onlar da bu çabamı gördüler ve bana inandılar.

Teşvikiye’de showroom açtın, Bilstore’un Bil’s beyaz gömleklerini tasarlıyorsun ve IFW için koleksiyon hazırlıyorsun. Bizi 2012’de Nihan Peker’le ilgili başka ne sürprizler bekliyor? Ve bu kadar yoğun bir süreçte kendine zaman ayırabiliyor musun? Neler yapıyorsun?
Kendi markam için olan çalışmalarım ve dediğin gibi danışmanlık yaptığım markalar için harcadığım zamandan pek fazla zaman kalmıyor. Kendi showroom’umu yeni açmama rağmen maalesef açılış bile yapacak zamanı yaratamadım. Tüm bu koşturma bittikten sonra kendime biraz zaman ayırıp, güzel bir açılışla hem defile koleksiyonumu hem de 2012 yaz koleksiyonumu sunmak istiyorum. İlerleyen aylar için başka sürpriz gelişmeler de olabilir:)

Tekrar IFW konusuna dönersek defilede kaç parça olacak, yine alıştığımız sade, minimalist, fonksiyonel Nihan Peker tasarımları mı göreceğiz?
Ben yine kendim gibi bir koleksiyon sunacağım. Tabi ki defile olacağı için bazı parçalar ve detaylar abartılmış olabilir ama tarzımdan uzaklaşmadığım bir görüntü göreceksiniz. Benim içime çok sinen bir koleksiyon oldu. Minimal, yalın ve fonksiyonel detayları barından bir koleksiyon yapıyorum. Şu an 15 look var.


Defile için bir şov hazırlanıyor mu? Defilede nasıl sürprizlerle karşılaşacağız? Videolarla çok yakından ilgili olduğunu biliyorum bizi bir açılış videosu bekliyor mu?
Bazı süprizler için çalışıyorum diyebilirim. Video çok istediğim bir şey, konsepte uygun bir fotoğraf çekimi yapıp bunu video ile desteklemek güzel olur. Açılışta bunu sergileyip sergilememe konusunda şu an kararsızım ama ilerleyen günlerde bunlar netleşecek:)

Moda haftasında ilk defa defile yapacak bir tasarımcı neler hisseder?
Heyecan mutlaka olur ama en önemlisi sorumluluk. Daha fazla kişinin sizi izliyor olması ve artık bu defilenin sizin hayatınızda olumlu ya da olumsuz yeni bir dönem başlatacağını bilmek ciddi bir durum. Bu dönemin olumlu ya da olumsuz devam etmesi ise tasarımcının elinde. Ben de bunun farkında olarak çok titiz yaklaşıyorum atölyeden şov hazırlıklarına kadar.

Defilenin ardından eminim Nihan Peker ismi çok daha bilinirlik kazanacak, sence ifw nin sana sektörel anlamda başka nasıl getirileri olacak?
Şöyle bir şey vardır ya hani, iyi olan bir şeyi nerede olursa olsun insanlar bulur ama bazen siz iyi olsanız da o insanlara ulaşamamış ve herkes tarafındandan keşfedilmemiş olabilirsiniz. IFW tasarımcının bilinirliğini arttırma konusunda çok iyi bir araç. Ben bunu iyi değerlendirmek ve doğru algılanmak istiyorum. Sektörel getirisi satın almacıların dikkatini çekmek ve markamı doğru tanıtmak olabilir.

Nihan Peker markasıyla ilgili kurduğun en büyük hayal nedir?
Dahil olmak istediğim birkaç yurtdışı projesi var. Ayrıca Colette veya Milano/Corso como 10’da markamın satılıyor olmasını çok isterim. Umarım olur..

Ve son olarak Cindrella Under The Umbrella okuyucularına neler söylemek istersin?
Gamze benim showroom’umu ilk ziyaret edenlerden, ifw’ye katıldığımı ilk öğrenenlerden ve bana en çok destek olanların başında. Bundan sonraki süreçte de her şeyin ilkini söylemekten ve yapmaktan çok mutluluk duyacağım harika bir insan; öncelikle sana teşekkür etmek isterim okuyucularının önünde. Sonrasında da tekrardan bu güzel soruların ve bu güzel blogun için sana teşekkür ederim 🙂

Asıl ben bu çok yoğun günlerinde bana zaman ayırdığın için teşekkür ediyorum. Ve defile gününü heyecanla bekliyorum:)
Nihan Peker’le ilgili gelişmeleri takip etmek için facebook sayfasını takibe almayı unutmayın. https://www.facebook.com/nihanpekerpage