icons of fashion

Icons of Fashion-3

  • 1970lerin ortalarında Vivienne Westwood ve Malcolm Mclaren’ın Sex Pistols grubu için pornografik aksesuarlar tasarladıklarını, Let it Rock, Too fast to live, Too young to die, Sex gibi isimler verdikleri butiklerde ikinci el ürünler sattıklarını ve Westwood’un Punk kraliçesi ünvanının bu yıllardan kaldığını,

  • 1983 yılında Witches koleksiyonuyla solo kariyerine başladığını ve Fashion is about Sex! diyerek sexin modadaki önemini belirttiğini,

  • Yine bu yıllarda kadınların haklarının ve kariyerlerinin bilincine vararak kendilerini ikinci planda bırakan vücutlarını inkar etmeye başladıklarını ve bu amaçla vatkaları, oversized kıyafetleri benimsediklerini,

  • Comme des Garçons markasının ‘like boys’ yani ‘erkekler gibi’ anlamına geldiğini ve yaratıcısının Japon tasarımcı Rei Kawakubo olduğunu ve Kambur gibi gözüken tasarımlarıyla uzun süre alay konusu olduğunu biliyor muydunuz?

  • Peki Karl Lagerfeld’in 1991 yılında Chanel tayyörleri jean görünümlü yaparak Chanel hayranlarını şoke ettiğini,

  • 1980lerde Avrupa modası Paris kökenliyken, 2 Amerikalı tasarımcı farklı bir vizyon geliştirdi. Ralph Lauren ve Calvin Klein zengin, fakir, yaşlı, genç herkesin gardropuna girmeyi başararak markalarını global birer imparatorluğa dönüştürdüklerini,
  • Franco Moschino’nun 1994 yılında Ecouture adını verdiği ekolojik bir koleksiyon hazırladığını,

‘If you cant be elegant, at least be extravagant!’ (Moschino)

Herve Leger’ın kariyerine Swarovski’nin aksesuarlarını tasarlayarak başladığını, sonra Fendi’de ve Chanel’de Karl’ın asistanı olduğunu, 1992 yılında da kendi koleksiyonunu hazırladığını duymuşmuydunuz?

Icons of Fashion-2

Bu yazımda bahsettiğim moda tarihi serisine devam ediyorum.

  • 1950lerde Marlon Brando, James Dean ve Elvis Presley’nin gençliğin idolleri olmasıyla beraber ilk defa jeanin işçi pantolonu olmaktan çıkıp genç jenerasyonun arzu nesnesi olduğunu, özellikle dar ve kirli pantolonları tercih ettiklerini,

  • Böylelikle tshirt, jean ve deri ceket’in Amerikan gençliğinin üniforması olduğunu,
  • Hollywood filmlerinin etkisiyle aksesuarın kadınların hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu, özellikle şapkalar ve şapka süslerinin… ”Ladies wear hat” Hanımefendiler şapka takar sloganlarının, Audrey Hepburn ve Grace Kelly filmlerinin de büyük katkısı olduğunu,

”Accessories are what, in my opinion, pull the whole look together and make it unique (YSL).”

  • Yine o yıllarda kadınların çantalarını, eldivenlerini ve ayakkabılarını aynı renk ve stilde seçtiklerini biliyor muydunuz? (Siyah çantayla kahverengi ayakkabı giyilmez baskısı sanırım o yıllarda oluşmuş:)
  • Gucci ve Louis Vuitton’un o yıllarda lüksün ve zenginliğin simgesi olduğunu, gücü yetmeyen bayanların imitasyon deri çantalar taktığını ve rafyadan çantalar ördüklerini, (evet nedense şaşırmadım kadınların sahte çanta merakı yüzyıllarca devam edecek gibi gözüküyor:)
  • İlk mini elbisenin 1958 yılında ortaya çıktığını ve Mary Quant tarafından tasarlandığını, böylelikle hayatımıza mini eteklerin girdiğini,

  • Pierre Cardin’in de sert ve ağır materyallerden robotvari mini elbiseler tasarladığını duymuşmuydunuz?
  • 1960lara gelindiğinde Op Art denilen ilüzyon yaratan görsellerin olduğu bir akım başladığını ve bu desenlerin kıyafetlerde kullanıldığını,

  • YSL’nin en ünlü tasarımının Mondrian dress olduğunu,

  • Tasarımcının 1971 yılında kendi parfüm markası için çıplak poz verdiğini,

  • Van gogh’un zambak ve ayçiçeklerinin yer aldığı ceketler tasarladığını ve bir ceketin 600 saatte tamamlandığını,

duymadıysanız artık biliyorsunuz:)

Icons of Fashion-1

Size buaralar moda tarihi kitapları okuduğumdan bahsetmiştim. Bu okuduğum kitap 20. yüzyıldaki moda akımlarını ve ünlü tasarımcıları kapsıyor. İlgimi çeken ve sizin de beğeniceğinizi düşündüklerimi yavaş yavaş derliyorum:

  • 1900lerin başlarında ünlü couturier Paul Poiret’nin doğunun oryantalizmden etkilendiğini ve ‘Turkish harem pants’ olarak kitapta geçen, bizim deyişimizle şalvar pantolonlar tasarladığını ve döneminde skandal olduğunu,

  • Kadınların yine o dönemlerde yüzerken boyunlarına simit taktığını ve böylelikle makyajlarının bozulmadığını ( yazın sahilde pür makyaj gezenlere ilham olsun:)
  • 1920’lerin ilk başlarında kadınların tenis ve kriket oynarken bilek hizasında etek giymek zorunda olduklarını ve pantolon giymelerine sadece ata binerken izin verildiğini,
  • 1920’de Coco Chanel’in özel spor giyim koleksiyonu çıkardığını ,

  • 1920’lerin ortalarına gelindiğinde ise tüm kıyafetlerin kısalmaya başlamasıyla tenis oynarken kısa etek giyilmesine izin verildiğini,
  • Madeleine Vionnet’nin dikişsiz drapeleriyle büyük üne kavuştuğunu, Coco Chanel ve Paul Poiret’yle beraber 1880lerden beri korselere karşı çıktığını ve Yunanlıların giydiği peplos denilen dikiş olmadan kumaşın bağlanmasıyla ortaya çıkan kıyafetleri referans aldığını,

”It was the biascut- discovered by Vionnet- that made freedom of expression in clothing possible.”(Issey Miyake)
  • 1926 yılında Coco Chanel’in küçük siyah elbisesinin Amerikan Vogue’da yayınlanarak Henry Ford’un klasik arabalarıyle kıyaslanacak kadar sükse yaptığını ve daha o zamandan Vogue’un LBD kadınların üniforması olacak dediğini biliyor muydunuz?

”Sheherazade is simple but the little black dress is complex” (Coco Chanel)
  • Tarih 1930’lara geldiğinde geometrik şekillerden üçgen dominant şekil oluyor ve kıyafetleri etkiliyor. Füzolar-topuktan geçmeli tayt- ve dolgu topuklar moda endüstrisine bomba gibi düşüyor. Omuzları vurgulayan kıyafetler ve dar etekler, pantolonlarla vücudun üçgen şekline getirilmek istendiğini ve V şeklinde sırt dekoltesinin ortaya çıktığını,
  • 1936’da Salvatore Ferragamo’nun dolgu yüksek topuklu ayakkabıları ilk olarak tasarladığını ve II. Dünya savaşı başlayınca topukların deriyle kaplanamadığını, mantar ve tahta kullanıldığını, pleksiglas topukların yine bu dönemde ortaya çıktığını,
  • Salvatore Ferragamo’nun ayakkabı tasarımcılarının Michelangelo’su olarak anılmaya başladığını,
  • Madame Gres’nin Bayan Drape olarak moda tarihindeki yerini aldığını, Vionnet’nin aksine drapeleri dikişle oluşturduğunu,

  • Hazır giyim koleksiyonlarının ilk müşterilerinin erkekler olduğunu ve kadınların sadece denemelerini gerektirmeyecek kıyafetler aldıklarını sonrasında katalogların çıkmasıyla kadınlar, erkekler ve çocuklar için siparişler verilmeye başlandığını
  • II. Dünya Savaşından sonra hazır giyime karşı olan couturierlerin tavır değiştirdiklerini ve 1948’de Christian Dior’un couture’un daha ucuz versiyonlarını oluşturmanın iyi bi fikir olacağını söylediğini,
  • Cristobal Balenciaga’nın rengin ve şeklin masterı olarak hayranlıkla karşılandığını, yakasız elbiselerinin günümüzde giydiğimiz elbiselerin atası olduğunu ve şeker pembesi gibi renklerin gece elbiselerinde kullanılmasının ardındaki isim olduğunu duymuş muydunuz?

”Almost every woman, directly or indirectly, has worn a Balenciaga.” (Harper’s Bazaar, 1940)