gezi

Barselona Rehberi

Barselona Rehberi

Barselona diyince aklıma önce palmiyeler geliyor gökyüzüne doğru uzanan mutluluk veren, sonra güneşli bir hava ve tadı damağımda kalan harika yemekler… Sanki bu şehir sizi çağırırken bile huzur vaat ediyor ya da ben güzel anılarla ayrılmışım ve giderken aklımda hala onlar canlanıyor kimbilir…

Eğer Barselona’ya ilk gidişinizse sizi önce ‘Yeni Başlayanlar içi Barselona Rehberi’ni okumak üzere şu linke almak isterim. Yok eğer zaten daha önce gittiniz ve Gaudi’nin eserlerini gözüm kapalı tanırım, tapasları menüye bakmadan sipariş ederim, Katalan bayrağını çizerim, kaybolmadan El Born’u bulurum diyorsanız testi geçtiniz okumaya devam edebilirsiniz:)

Devamını Okuyun… / Read More…

Paris mon amour!

Paris mon amour!

Sonunda uzun bir Paris postuyla karşınızdayım:) Herkesin Paris’i kendine özel ve güzel biliyorum, ben de kendi top 10 Paris listemi yapmak istedim. Olur da siz de fikirlerinizi paylaşmak isterseniz yazının sonunda yorumlarınızı görmek isterim… Bu arada telefonunuza offline Paris haritası indirip gitmeden önce gezeceğiniz yerleri işaretlerseniz gezerken büyük rahatlık oluyor, benim favorim Ulmon oldu.

Hadi başlayalım o zaman saymaya!

Devamını Okuyun… / Read More…

Hızlandırılmış Napoli – Positano – Sorrento Turu

Hızlandırılmış Napoli – Positano – Sorrento Turu

2016’ya girmek için İstanbul’un en karlı gününü bekleyip 31 Aralık günü binbir zorlukla havaalanına ulaşıp, iptal edilen yüzlerce uçak arasında olmamak için dua edip, buz gibi uçakta 3 saat bekleyip güneşli bir Napoli’ye iniş yapıyoruz. Yol arkadaşım Çağkan ve bizi orada bekleyen Antonio ile bol kahkahalı yeme-içmeli 3 gün bizi bekliyor!

Neden kış günü Napoli derseniz, ben ne zamandır Positano’ya gitmek isteyip fırsat bulamıyordum,  madem yazını göremedim kışıyla yetinelim diyip yola koyulduk. Napoli bence tipik bir liman şehri. Uzun bir sahil şeridi, liman, sahil kenarında eski binalar… Biraz İzmir, Kordon boyu, biraz Cenova. Tam karşısında Capri adası el sallıyor, limandaki cruiselerde turistler şehre uğrayıp gidiyor, yazın Amalfi-Positano kıyılarına gidenler mecbur Napoli’den geçiyor…

Devamını Okuyun… / Read More…

Vienna Trip {Viyana Gezi Rehberi}

Uzun bir bayram tatilinin ardından tekrar merhaba! Umarım sizin tatiliniz de benimki kadar keyifli geçmiştir:)

Bayram tatili için rotamız Viyana- Budapeşte ve Bratislava oldu. Yurtdışı gezilerine turla gitmeyi tercih etmediğimz için önceden rotamızı, kalıcak otellerimizi, gezilecek görülecek yerleri bol bol araştırıp öyle gidiyoruz, ki bence böylesi çok daha keyifli oluyor.

Her tatil gibi bu da bulutların üstünde başladı. Hava durumu tahminlerine bakıp küçük bavullarımıza en kalın kıyafetlerimizi sığdırdık. Evet soğuktu hem de çok. 3. Viyana kuşatmasına niyetlenmiştik ki hava şartlarından dolayı ertelemekte bulduk çareyi:P

_MG_9213Viyana’ya öğleden sonra vardık. Ulaşım ağı çok geniş ve rahat olduğu için Naschmarkt civarındaki otelimize tren ve metro sonrasında kolayca vardık. Hava erken karardığı için çareyi şöyle bir şehir turu yapmakta bulduk. 1 ve 2 numaralı tramvaylara binerseniz şehirde kısa bir gezelim görelim turu atabilirsiniz. Toplu taşıma için önceden internetten 20 euroluk bilet aldık ve dolayısıyla tüm tatil boyunca bir şey ödemeden kullandık. Binerken herhangi bir şey vermiyorsunuz ama kontrole denk gelirseniz cezası epey caydırıcı, riske girmeye gerek yok:)

_MG_9229 _MG_9230 _MG_9248 _MG_9267 _MG_9270 _MG_9286

Şehirde kısa bir tur attıktan sonra Innere stadt yani şehir merkezine geliyoruz. Viyana’ya gelip de kahve içmeden dönmememiz gerektiğini öğrendiğimiz Cafe Hawelka’da kahvelerimizi keyifle içiyoruz. Viyana’nın meşhur kahvesi Melange’i (Melanj okunuyor) deneyin seveceksiniz. Pek turist canlısı bir kafe olmadığını söylemekte fayda var, garsonlar fazlaca ilgisiz ve belli ki her gün akın eden turistleri pek de sevmiyorlar. Atmosferin keyfini çıkarın, gerisini pek de dert etmeyin.

_MG_9287 _MG_9289 _MG_9290

Yüzük: Excusezmoi.co

_MG_9295

Hawelka’dan çıkıp meydanda biraz dolaşıyoruz. Akşam 6’dan sonra açık dükkan bulabilmek neredeyse imkansız. Hofburg Sarayı’na çıkan Kohlmarkt’ta dünyaca ünlü markaların mağazaları bulunuyor. Stephenplatz civarında da yine bir sürü markayı bulabileceğiniz alışveriş caddeleri var.

_MG_9297

İlk günün verdiği yorgunlukla yavaş yavaş otelimize dönüyoruz. Ertesi gün için enerji toplamak lazım:)

Ertesi gün gezimize Museums Quartier ile başlıyoruz. Eski ve yeni sanat ve müzelerin oluşturduğu binalar topluluğu… Ve hemen karşısındaki Maria Theresian meydanında birbirinin aynısı iki müze bulunuyor,  Kunsthistorisches Museum (Sanat Tarihi Müzesi), diğeri Naturhistorisches Museum (Doğa Tarihi Müzesi).

_MG_9627Müzeleri geçip devam ettiğinizde ise sizi Hofburg Sarayı karşılıyor. Gösterişten ve abartıdan uzak bu saray içerisinde birçok bölümden oluşuyor. Franz Josef ve Kraliçe Elizabeth (namı diğer Sisi) ‘in yaşadığı ve o dönemden kalma eşyaların sergilendiği bu sarayı gezmek 1 günüzü alabilir. Bizim bunun için yeterince vaktimiz yok. Sarayı dışardan gezip yolumuza devam ediyoruz. Josef’in heykellerine ve Sisi’nin tüm hediyelikçilerdeki fotoğrafına sık sık rastlayacağınızı da söylemeden geçmeyelim:)

_MG_9333 _MG_9334 _MG_9342

_MG_9343

Sırada Rathaus var, Belediye Binası… Neogotik tarzda inşa edilen bu binayı şehrin neredeyse çoğu yerinden görebilirsiniz. İhtişamı göz alıcı. Yaz aylarında avlusunda konserler ve festivaller düzenleniyormuş. Biz de önündeki kocaman parkta biraz zaman geçiriyoruz.

_MG_9335 _MG_9377Elbise: Zara, Gözlük: Excusezmoi.co , Çanta: Divarese

_MG_9353 _MG_9374

_MG_9401Biraz da şehir turu yaptıktan sonra bir zamanlar Yahudilerin yaşadığı ve sonrasında 65000 Yahudi’nin katledildiği Judenplatz’a uğruyoruz. Burada meydanda sizi bir anıt mezar karşılıyor. Yanıbaşında da müzesi… Tüylerimiz diken diken oluyor.

_MG_9440

Artık Viyana lezzetlerinin tadına bakmalıyız diyerek Cafe Krob’un yolunu tutuyoruz. Ben şnitzel hakkımı Figlmüller’e saklıyorum ama biftekli bir sandviçe de hayır diyemiyorum. Yemekler lezzetli fiyatlar biraz tuzlu. Meydandan gelip geçeni izleyip keyifli vakit geçirmek için güzel.

_MG_9442 _MG_9443 _MG_9444

Yemeğimizi yiyip yine Stephenplatz meydana dönüyoruz. Bu sefer istikamet Julius Meinl! Nefis kahveleri bir de yerinde içme zamanı. Melange’ıma bu sefer meşhur tatlıları Apfelstrudel eşlik ediyor, elmalı tart, pek benlik bir tatlı değil, sanırım çikolatasız tatlı benim için tatlı değil:) Burası şehrin en keyifli yerlerinden biri bence. Kahvemizi içip Julius’un marketinin yolunu tutuyoruz. Hemen yanıbaşında bir vaha duruyormuş adeta. Çikolatalar, kahveler, tatlılar içinde kendimizi kaybediyoruz adeta! Giderseniz mutlaka uğrayın.

_MG_9445 _MG_9446 _MG_9448 _MG_9450

Yine bir alışveriş turunun ardından otelin yolunu tutuyoruz.

Ertesi sabah gözlerimizi kahvaltı diye açıyoruz ve Cafe Museum’un kırmızı koltuklarına kuruluyoruz. Kruvasan ve kahve ritüelimizi bozmuyoruz. Yediğim en güzel kruvasanı burada yiyorum. Kahvaltı sunumuyla gönlümüzü, lezzetiyle midemizi fethediyorlar, biz de yumurtamıza çizdiğimiz adamla Viyana’yı:)

_MG_9466 _MG_9476

Mutlulukla dolduğumuz kahvaltının ardından merakla Kunsthaus Hundertwasser’i arayıp buluyoruz. Burası sanatçı Friedensreich Hundertwasser’in tasarladığı aynı zamanda kendi işlerinin ve başka sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir müze. Gezerken uğranılası…

_MG_9502 _MG_9503

Sırada Prater var. Viyana’ya kadar gelip bu tarihi eğlence parkını ve parkın simgesi Riesenrad’ı (dönme dolap) görmeden olmaz dedik. Lunapark’a ulaşmadan önce upuzun ve her yeri sonbahar yapraklarıyla dolu parkta dolaşıyoruz.

_MG_9511 _MG_9533 _MG_9534

Sonra dönme dolabı görüyoruz uzaktan. Hava o kadar kötü ki adeta korku filmindeyiz, park terk edilmiş gibi. Niyetimiz zaten oyuncaklara binmek değildi. Önemli bir randevumuz var. Figlmüller saat 2’de bizi bekliyor:) Parkta dolaştıktan sonra karnımızdan gelen gurultular eşliğinde Şnitzel’e doğru koşuyoruz…

IMG_9570

İşte meşhur şnitzelci Figlmüller’deyiz. Kapıda upuzun bir kuyruk var, herkes içeri girme telaşında. Rezervasyonsuzsanız kuyruk beklemek kaçınılmaz. Biz gelmeden internetten rezervasyonumuzu yaptırdık ve yerimiz hazır.

Siparişlerimizi veriyoruz ve beklemeye koyuluyoruz. Patates salatalarımız eşliğinde kocaman şnitzellerimiz geliyor. Afiyetle yiyoruz, beklediğimize değiyor. Bence hizmet, yemek ve atmosfer herşey harika… Fiyatlar da makul. Viyena’ya kadar gidip bu lezzeti yaşamadan dönmeyin sakın! İki tane Figlmüller olduğunu da hatırlatalım. Biz daha yeni olan 2. şubeyi tercih ettik. Tarihi olanın da önünden geçerek saygı duruşunda bulunduk:P

_MG_9580_MG_9581_MG_9584_MG_9603_MG_9605_MG_9608

Fotoğraflara bakınca farkediyorum ki Viyana’ya yeme içe turizmine hizmet etmeye gitmişiz:) Bir lezzet patlaması, bir tatlı klasiği, bir ağızda tat bırakan, gördükçe ağız sulandıran tatlı Sachertorte! 1832 yılında Franz Sacher tarafından Prens Wenzel won Metternich için yaratılan Avusturya klasiği… Bu tatlıyı yemeniz gereken iki yer var. Birincisi tatlıyla aynı ismi taşıyan ve 1866 yılından beri hizmet veren Sacher Hotel, ikinci ise 1786 yılından beri pasta ve çikolatanın adresi Hofzuckerbäckerei Demel, kısaca Demel. Muhteşem vitrini ve Barok stili pasta salonuyla tercihimizi Demel’den yana kullanıyoruz. Bir tabak dolusu kremayla servis edilen Sachertorte’nin tadına doyamıyoruz. Seni çok özleyeceğim Sachertorte…

_MG_9659_MG_9664_MG_9665_MG_9667_MG_9668_MG_9669_MG_9670

Viyana gezimiz burada son bulmuyor, Budapeşte ve Bratislava’ya uğradıktan sonra Viyana’ya geri dönüyoruz.

Ama önce sırada Viyana’da alışveriş  postu var:)