Hızlı geçen birkaç günlük Milano macerasının ardından boğazımda hafif bir ağrı, yanı başımda ıhlamur yazılarımı yazmaya başlayabilirim:)

En son Milano’ya gittiğimde sene 2010’u gösteriyormuş, ablam ve annemle beraber gezmeye gitmiştim. Milano’da 2 gün kalıp oradan Venedik, Floransa ve Roma’ya devam etmiştik. Hatırladığım kadarıyla Milano’yu çok sevmemiştim ama sokaktaki insanların şıklığı, alışveriş caddeleri, mağazalar beni baya büyülemişti. Şimdi aradan geçen 6 senenin ardından Milano’ya moda haftası için geldim. Sanırım bu şehri sevmem için moda haftasında gelmem gerekiyormuş. Şehir adeta bir şenlik alanına dönüşüyor, her köşe başında şıklık yarışı yaşanıyor,  defile koşturmacası bile keyifli bir hal alıyor.

İlk gün yolculuğun ardından eşyalarımızı otele bırakıp soluğu Duomo meydanında alıyoruz. Şansımıza hava günlük güneşlik, Duomo meydanı yine kalabalık, kuşlar kaçmadan tüm meydanda yürüyorlar. Yanı başında dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden Galleria Vittorio Emanuele tüm ihtişamıyla bizi çağırıyor.

Ben havaların soğumasıyla kışlık şapkalara geçiş yaptım hatta yeni sezondan ilk şapkamı da rengine vurulup Zara’dan aldım bile. Farkında olmadan her güne bir gömlek koyduğum bavulumdan ilk gün gezintisi için gömlek elbise çıkarıyorum ve bir çift kurdeleyle sezonun trendi balerin babetlerine dönüştürdüğüm ayakkabılarımı giyiyorum. Milano sokaklarında keyifli bir gezinti için hazırım ama akşam Sorbillo’da yediğimiz devasa pizzanın beyaz elbiseme düşmesine değil:)

Şapka: Zara, Elbise: H&M, Babet: Stradivarius (Diy), Gözlük: Jimmy Choo, Saat: Gc, Bileklikler: Atelier Alette, Küpe: Ametist İstanbul , Çanta: Rossea Istanbul

milano_gamzebiran (8)milano_gamzebiran (20)milano_gamzebiran (12)

milano_gamzebiran (9)milano_gamzebiran (14) milano_gamzebiran (15) milano_gamzebiran (16) milano_gamzebiran (18)milano_gamzebiran (1) milano_gamzebiran (19)