Fransa postlarına biraz ara verip modasal mevzulara geri dönmenin vakti geldi. Geçen çarşamba başlayan İstanbul moda haftasının ilk iki gününe katılabildim ancak. Bu sene lokasyon olarak Tepebaşı seçilmiş ve büyük bir çadır kurulmuştu. Ama moda haftası demek sadece defile izleyip çıkmak anlamına gelmiyor o atmosferi yaşamak için insanların bir arada zaman geçireceği çözümler de üretmek gerekiyor. Bu anlamda biraz eksik kalmıştı moda haftamız ama hem merkeze yakınlık hem salonun büyüklüğü, havalandırması, giriş çıkışları diğer senelere göre çok daha iyiydi. Yanıbaşında defileye katılan ve katılmayan tasarımcıların tasarımlarını sergilediği showroom için aynı şeyi söylemek mümkün değildi maalesef, alan çok dardı.
Istanbul fashion week daha hafta olmadan ilk olarak fashion days olarak başlamıştı. O günden beri katılıyorum yeni yeni kendine gelmeye başlayan moda haftamıza. Her sene daha da umut verici hale geliyor. Ama her sezon değişen mekan arayışına artık bir son verilmesi ve bir lokasyonda karar verilip tüm düzenlemelerin oraya göre yapılması gerektiğinin umarım artık farkındadırlar…

Bu sene fotoğraf makinemin azizliğine uğradım ve tatilde bozulan fotoğraf makinemi henüz yaptıramadım. Fotoğraflar Zet’in objektifinden… Moda haftalarında yüksek topuklarıyla yürüyen herkese imrensem de rahatlık benim için daha önemli. Üzerimde kendi diktiğim arkası uzun bluzum, fransadan aldığım espadrillerimle…

A little break for my france trip posts. Last week on wednesday istanbul fashion week has started and finished on saturday. I could just attend the first two days. And it is what i wore on the first day. My camera broke down during the france trip, so the photos are from Zet’s camera. I don’t feel comfortable with high heels so even on the fashion week i wear my espadrilles:)

Bluz / Blouse: My design
Espadril / Espadrille : from France trip
Çanta / Satchel : Cambridge Satchel
Kelepçe bileklikler / Cuffs : H&M