Istanbul Moda Haftası’nın ilk 2 gününde şöyle hızlıca bir tura çıkalım mı?

Çarşamba günü ilk defile Gamze Saraçoğlu, Kuzey Yamacı defilesiydi. Defileye geç kalıp kapıda parmak ucunda defile izleyerek başladık… Defile salonu, lounge alanı, basın odası, giriş çıkışlar bu sene her şey çok daha düzenliydi…

Akreditasyon sorunu başa bela! Listelerde bulunamayan isimler, kart olmadığı için üstünü çiz ismini yaz yöntemi…

Dondurucu soğuk ve şıklıktan ödün vermemek…

Defile arası mideye indirilen sandviçler… Defileden defileye koşmak öyle kolay sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz, tüm enerjinizi tüketiyor!

Ne kadar ünlü, o kadar haber… Gazeteleri açın bakın hangi ünlü hangi defilede görebilirsiniz ama tasarımcının ismini doğru yazmayı bile başaramıyorlar maalesef. 

Soğuk hava, sıcacık defile çadırı! Organizasyon bu sene harikaydı ama bu çadır olayına hala alışamadım. Defile yapacak bir çok yer varken niçin çadır?

Backstage düzensiz ve karmaşadan ibaretti… Defilede gördüğümüz düzen öyle kolay kolay olmuyormuş. 20 dakika önce modeller giydiriciler tarafından hazırlanmaya başlıyor ama o sırada her şey olabiliyor. Kıyafete pudra bulaşıyor, modelin ayakkabısı olmuyor, kıyafet fazla dar geliyor; her şey göründüğü kadar kolay değil…

Son dakika yaşanan model krizleri! Moda Haftası’nın en büyük problemi model sıkıntısı… Zar zor seçilen modeller son dakika iptali yapıp profesyonelliğe aykırı tavırlar sergileyince her şey daha da zor olabiliyor.

Defileye 10 dakika kala yapılan tadilat işleri…

Front row savaşları… Kişiye özel numaralı oturma düzenine geçilmediği sürece hala egosuna yenilip en önde oturmayı marifet sayan insanların komik davranışlarını görmeye devam edeceğiz.

Tuvana Büyükçınar’ın Ciddiyet Parodisi’nde dantellerin ve payetlerin kullanımını çok beğendim. Farklı kumaşlar harmanlanıp güzel bir harmoni yakalanmıştı.

Fast food, fast fashion!

IFW’nin en sevdiğim kısmı arkadaşlarla geçirilen uzun saatler…

IFW’nin en iyi çıkış yapan tasarımcısı Nihan Peker! Herkesi kendine hayran bıraktı… Koleksiyon bütünlüğü, detaylar, kumaşlar, kalıplar, aksesuarlar her şeyiyle övgüleri fazlasıyla haketti.

Kışa inat biraz renk…

Özlem Kaya defilesi ise beklentilerin en üstünde çıkan defileydi. Neoprene kumaşla yapılan lazer kesim etekler, bluzlar oldukça ilginçti.

Hızlı turumuzun sonuna geldik. Yazılacak söylenecek bir çok şey var aslında ama bence en önemli mevzu niçin moda haftasının ısrarla New York fashion weekle çakıştırıldığı? Yabancı basın ve buyerlar bir moda haftasının en önemli unsurunu oluştururken niçin gelemedikleri bir tarihte moda haftası yapılmaya devam ediliyor? Yabancı basın var mıydı, evet vardı ama kayda değer kim vardı diyecek olursanız sanırım kimse!
Defile yapan tasarımcılar için itkib nasıl bir gelecek planı çiziyor, gelişimlerine nasıl katkıda bulunmayı amaçlıyor?
Moda tasarımcıları derneği kendi içinde yaşadığı çatışmaları niçin IFW’ye yansıtıyor?
Defilelerin şova dönüştürülmelerine niçin izin veriliyor?
Dergi editörleri niçin burun kıvırdıkları tasarımcıların defilelerini en önden izlemek için çırpınıyor? 2 büyük dergi arasında yaşanan gerginliğin sonu ne zaman gelecek?
Her tanıdığı olan VIP olup, her blogger nasıl basın oluyor?
Gibi binlerce soru sorup kafaları meşgul etmek istemem. IFW beni heyecanlandırmaktan ziyade gittikçe soğutuyor. Dilerim gittikçe gelişen organizasyon, hayranlık uyandıran defileler, yeni yetenekler, yurtiçi ve yurtdışında desteklenen tasarımcılar eşliğinde harika bir moda haftasına sahip oluruz.