Bu yazımda bahsettiğim moda tarihi serisine devam ediyorum.

  • 1950lerde Marlon Brando, James Dean ve Elvis Presley’nin gençliğin idolleri olmasıyla beraber ilk defa jeanin işçi pantolonu olmaktan çıkıp genç jenerasyonun arzu nesnesi olduğunu, özellikle dar ve kirli pantolonları tercih ettiklerini,

  • Böylelikle tshirt, jean ve deri ceket’in Amerikan gençliğinin üniforması olduğunu,
  • Hollywood filmlerinin etkisiyle aksesuarın kadınların hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu, özellikle şapkalar ve şapka süslerinin… ”Ladies wear hat” Hanımefendiler şapka takar sloganlarının, Audrey Hepburn ve Grace Kelly filmlerinin de büyük katkısı olduğunu,

”Accessories are what, in my opinion, pull the whole look together and make it unique (YSL).”

  • Yine o yıllarda kadınların çantalarını, eldivenlerini ve ayakkabılarını aynı renk ve stilde seçtiklerini biliyor muydunuz? (Siyah çantayla kahverengi ayakkabı giyilmez baskısı sanırım o yıllarda oluşmuş:)
  • Gucci ve Louis Vuitton’un o yıllarda lüksün ve zenginliğin simgesi olduğunu, gücü yetmeyen bayanların imitasyon deri çantalar taktığını ve rafyadan çantalar ördüklerini, (evet nedense şaşırmadım kadınların sahte çanta merakı yüzyıllarca devam edecek gibi gözüküyor:)
  • İlk mini elbisenin 1958 yılında ortaya çıktığını ve Mary Quant tarafından tasarlandığını, böylelikle hayatımıza mini eteklerin girdiğini,

  • Pierre Cardin’in de sert ve ağır materyallerden robotvari mini elbiseler tasarladığını duymuşmuydunuz?
  • 1960lara gelindiğinde Op Art denilen ilüzyon yaratan görsellerin olduğu bir akım başladığını ve bu desenlerin kıyafetlerde kullanıldığını,

  • YSL’nin en ünlü tasarımının Mondrian dress olduğunu,

  • Tasarımcının 1971 yılında kendi parfüm markası için çıplak poz verdiğini,

  • Van gogh’un zambak ve ayçiçeklerinin yer aldığı ceketler tasarladığını ve bir ceketin 600 saatte tamamlandığını,

duymadıysanız artık biliyorsunuz:)