Size buaralar moda tarihi kitapları okuduğumdan bahsetmiştim. Bu okuduğum kitap 20. yüzyıldaki moda akımlarını ve ünlü tasarımcıları kapsıyor. İlgimi çeken ve sizin de beğeniceğinizi düşündüklerimi yavaş yavaş derliyorum:

  • 1900lerin başlarında ünlü couturier Paul Poiret’nin doğunun oryantalizmden etkilendiğini ve ‘Turkish harem pants’ olarak kitapta geçen, bizim deyişimizle şalvar pantolonlar tasarladığını ve döneminde skandal olduğunu,

  • Kadınların yine o dönemlerde yüzerken boyunlarına simit taktığını ve böylelikle makyajlarının bozulmadığını ( yazın sahilde pür makyaj gezenlere ilham olsun:)
  • 1920’lerin ilk başlarında kadınların tenis ve kriket oynarken bilek hizasında etek giymek zorunda olduklarını ve pantolon giymelerine sadece ata binerken izin verildiğini,
  • 1920’de Coco Chanel’in özel spor giyim koleksiyonu çıkardığını ,

  • 1920’lerin ortalarına gelindiğinde ise tüm kıyafetlerin kısalmaya başlamasıyla tenis oynarken kısa etek giyilmesine izin verildiğini,
  • Madeleine Vionnet’nin dikişsiz drapeleriyle büyük üne kavuştuğunu, Coco Chanel ve Paul Poiret’yle beraber 1880lerden beri korselere karşı çıktığını ve Yunanlıların giydiği peplos denilen dikiş olmadan kumaşın bağlanmasıyla ortaya çıkan kıyafetleri referans aldığını,

”It was the biascut- discovered by Vionnet- that made freedom of expression in clothing possible.”(Issey Miyake)
  • 1926 yılında Coco Chanel’in küçük siyah elbisesinin Amerikan Vogue’da yayınlanarak Henry Ford’un klasik arabalarıyle kıyaslanacak kadar sükse yaptığını ve daha o zamandan Vogue’un LBD kadınların üniforması olacak dediğini biliyor muydunuz?

”Sheherazade is simple but the little black dress is complex” (Coco Chanel)
  • Tarih 1930’lara geldiğinde geometrik şekillerden üçgen dominant şekil oluyor ve kıyafetleri etkiliyor. Füzolar-topuktan geçmeli tayt- ve dolgu topuklar moda endüstrisine bomba gibi düşüyor. Omuzları vurgulayan kıyafetler ve dar etekler, pantolonlarla vücudun üçgen şekline getirilmek istendiğini ve V şeklinde sırt dekoltesinin ortaya çıktığını,
  • 1936’da Salvatore Ferragamo’nun dolgu yüksek topuklu ayakkabıları ilk olarak tasarladığını ve II. Dünya savaşı başlayınca topukların deriyle kaplanamadığını, mantar ve tahta kullanıldığını, pleksiglas topukların yine bu dönemde ortaya çıktığını,
  • Salvatore Ferragamo’nun ayakkabı tasarımcılarının Michelangelo’su olarak anılmaya başladığını,
  • Madame Gres’nin Bayan Drape olarak moda tarihindeki yerini aldığını, Vionnet’nin aksine drapeleri dikişle oluşturduğunu,

  • Hazır giyim koleksiyonlarının ilk müşterilerinin erkekler olduğunu ve kadınların sadece denemelerini gerektirmeyecek kıyafetler aldıklarını sonrasında katalogların çıkmasıyla kadınlar, erkekler ve çocuklar için siparişler verilmeye başlandığını
  • II. Dünya Savaşından sonra hazır giyime karşı olan couturierlerin tavır değiştirdiklerini ve 1948’de Christian Dior’un couture’un daha ucuz versiyonlarını oluşturmanın iyi bi fikir olacağını söylediğini,
  • Cristobal Balenciaga’nın rengin ve şeklin masterı olarak hayranlıkla karşılandığını, yakasız elbiselerinin günümüzde giydiğimiz elbiselerin atası olduğunu ve şeker pembesi gibi renklerin gece elbiselerinde kullanılmasının ardındaki isim olduğunu duymuş muydunuz?

”Almost every woman, directly or indirectly, has worn a Balenciaga.” (Harper’s Bazaar, 1940)