Daha önce de dediğim gibi bu sene İstanbul Fashion Week’in sadece ilk iki gününe katılabildim. Dolayısıyla en merak ettiğim defileleri kaçırmış oldum. Ama markafoni blog’un hızlı video ve fotoğraf servisleriyle kaçırdığım koleksiyonları telafi etmiş oldum. Benim için bu seneki IFW’nin 3 yıldızı vardı; Deniz Kaprol, Gamze Saraçoğlu ve Hatice Gökçe…

Deniz Kaprol’un ilk solo defilesi Şato’nun yankıları günler öncesinden başladı. Geçen sene yaptığı fallen angels defilesinin üzerine çıkacağını tahmin ediyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Modellerin üzerinde bulunan ve ellerinde taşıdıkları organlar takıların aslında insan vücudunun birer parçası olduğu gerçeğini daha iyi yansıtamazdı. Defilenin stylingi, müzikleri, koreografisi belli ki uzun süren çalışmaların ürünü… Türkiye’de takı defilesi yaparak ve sosyal medyada trending topic olarak bir ilki gerçekleştiren Deniz Kaprol’e bir alkış da benden…

Gamze Saraçoğlu tasarımları giymek istemeyecek bir kadın var mıdır yeryüzünde, hiç zannetmiyorum. Kesimleri, kalıpları, ince işçiliği ve uçuşan modelleriyle herkesin rüyalarını süslüyor. Tribute to Kubrick koleksiyonundaki farklı kesimli sırt dekolteleri ve asimetrik kesimli bacak dekolteleriyle birleşen şifon kumaşlar  Gamze Saraçoğlu yine harikalar yaratmış dedirtti.

Ve defile takviminde ismini görür görmez beni heyecanlandıran Hatice Gökçe… Erkek egemen dünyamızda, cennette erkekleri bekleyen hurilere inat kadınları bekleyen Gilmanların da olduğunu hatırlatan harika bir koleksiyon. Swarovskilerle süslenmiş yakalar ve manşetler, perfect cut ceketler ve Hatice Gökçe’nin kendiyle özdeşleştirdiği kargasını anımsatan başlıklar defilenin en dikkat çekici unsurlarıydı. Ve o origami misali katlanmış elbise; uzun süre akıllardan çıkmayacağı kesin…