Geçen hafta cuma günü sabah erkenden Yudum’un davetlisi olarak  Ayvalık’a doğru yola çıktık, 9 senedir düzenlenen zeytin hasat günlerinin 10. sunu görmek üzere… İstanbul-Edremit uçuşunun ardından yaklaşık 1 saatlik otobüs yolculuğun sonunda Cunda’daki yeşillikler içindeki otelimize vardık, Ortunç Otel. Bizden başka kimsecikler yok, hava serin ama güneş içimizi ısıtıyor. Otel iki katlı sıra sıra odalarıyla, yemyeşil bahçesi, durgun denizi ve bize eşlik eden masmavi gökyüzüyle huzurun adresi gibi gözüküyor. Deniz kenarında, bahçesinde, odada zaman geçirmeye doyamıyorum.

Ardından Ayvalık merkezdeki şenlik alanına gidiyoruz. Burada zeytin ve zeytinyağı firmalarının stantları var. Bizim Yudum standında ise Özge Ulusoy ve Murat Bozok beraber bir yemek workshopu yapıyorlar. Akşam otele döndüğümüzde ise Murat Bozok ve ekibi Yudum’la hazırladıkları yemekleri bu sefer bize sunuyorlar. Sanırım en çok ilgimi çeken zeytin çorbası oluyor. Yudum ekibinden zeytinyağıyla ilgili biraz bilgi edinince insan ister istemez düşünmeden duramıyor, dünyadaki zeytinyağı üretiminde 6. sıradayken niçin yıllık kişi başı tüketimimiz 1,2 kg diye… İtalya, İspanya ve Yunanistan bu konuda başı çekiyor. Zeytin ağaçlarının aslında ölmez ağacı olduğunu, yaklaşık 1000 yıl yaşayabildiklerini de bu sohbette öğreniyorum. Bu yüzden zeytinyağının aslında gençlik kaynağı olduğu, dalından sofraya sağlık getirdiğini öğreniyorum. Sonrasında ise zeytinyağı tadımını öğreniyoruz. İlk başta tatları ayırt etmek zor olsa da ağızda bıraktıkları farklı asidik tatlar bir süre sonra kolaylıkla farkediliyor, erken hasat, ilk hasat, riviera, sızma…

Cumartesi günü ise hasat günü… Her sene Ticaret Odası hasat günlerini başlatmak için bir köy belirliyormuş, bu seneki de Murateli Köyü.. Upuzun bir yol gidiyor köye doğru, yolun iki kenarı da zeytin ağaçlarıyla kaplı. Hafif bir rüzgar esiyor, zeytin ağaçları hep birlikte rüzgardan dalgalanırken aynı şarkıyı mırıldanıyorlar sanki… Ağaçların tüm dalları zeytin dolu, kökleri ise yüzyıllardır orada olduklarını anlatırcasına farklı farklı şekillere bürünmüş.

Köyün meydanına vardığımızda ise yoğun bir kalabalıkla karşılaşıyoruz. Bir taraftan çocuklar gösterilerini yapıyorlar, bir taraftan da kurulan masalar etrafında yemekler yeniyor. Program biraz uzuyor, köyün 3 sokağı arşınlayarak bitiyor, artık zeytin hasat alanına doğru gitmek istiyoruz. Hasata geçildiğinde ağaçların altına örtüler seriliyor ve dalları silkeleyen uzun ince çubuk şeklindeki aletle zeytinler toplanıyor. Böyle bakıldığında oldukça kolay gözükse de aslında çoğu zaman zeytinlerin tek tek elle toplandığını öğreniyorum. Bizim meraklı gözlerle izlediğimiz zeytin hasatı, köy halkı için oldukça olağan… Yüzyıllardır aileleri bu işi yapıyor, o zeytin ağaçları yıllardır kaç aileyi doyuruyor, köyde, fabrikada, zeytin firmalarında… Sonra Soma’daki acı haberi duyuyorum dün, 6bin zeytin ağacı, ölmez ağacı, bin yıllık ağaçlar. O sofranızdaki zeytini yerken, yemeğinize zeytinyağını koyarken bin yıllık zeytin ağaçlarından geldiğini unutmayın, bir de bol bol sağlık getirdiğini…

Son olarak Ayvalık’a kadar gelip Şeytan Sofrası’nı görmeden gitmek olmaz diyoruz ve fırtınalı bir akşamüstü Ayvalık Adalarına ve Midilli’ye tepeden bakıyoruz. Artık dönüş zamanı…

Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (10) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (11) IMG_4712 Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (21) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (12) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (13) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (16) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (15) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (18) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (19) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (20) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (24) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (23) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (22) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (5) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (9) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (4) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (2) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (1) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (7) Yudum_Ayvalik_Zeytin_Hasat_Senligi (3)