Atina’dan döneli yaklaşık 3 hafta oldu ve fotoğrafları yükleyip seyahat rehberini yazmanın vakti geldi de geçiyordu. Sanırım uzun uzun seyahat yazıları yazmayı özlemişim. Eğer bu yazı biraz uzun olur da gözünüzü korkutursa bilin ki sebebi bu:)

Öncelikle neden Atina diye düşünenleriniz varsa; hem bu kadar yakın olup hem de bu kadar zamandır görmediğim için diyebilirim tabi bir de uçak bilet fiyatlarının uygunluğunu da hesaba katabiliriz.

 

Konaklama

Otel arayışlarım yerini ev kiralamaya bıraktı. Buradan kiraladığımız evi görebilirsiniz. Siz de kalacak yer arayışlarınızda Acropolis’i ya da Syntagma meydanını baz alırsanız tüm şehri yürüyerek dolaşabilirsiniz. Bizim kiraladığımız ev hemen Acropolis müzesinin arka sokağındaydı ve kaldığımız 5 gün boyunca neredeyse 2-3 kere metro kullandık, her yere rahatça yürüdük. Bu arada Atina için bence 3 gün yeterli olacaktır. Biz biraz keyfini çıkaralım diyerek 5 gün oradaydık ama inanın hiç gerek yoktu:)

 

Ulaşım

Havaalanından çıktıktan sonra yolun karşısına geçip metro tabelalarını takip ederek şehir merkezine ulaşmak için 3 numaralı hattı kullanabilirsiniz. Gideceğiniz yere göre Syntagma meydanında farklı hatlara geçebilirsiniz. Havaalanından şehir merkezi yaklaşık 30-35 dk sürüyor. Metroya binmeden önce 10 euroluk havaalanı metro biletinden almanız tavsiye edilir. Tavsiye edilir diyorum çünkü herhangi bir turnike ya da kontrol yok birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi, ama nolur nolmaz bir kontrole rastlamak muhtemel. Diğer günler için de 1,40 euroluk şehir için biletlerden bir tane aldık ve cebimize koyduk olur da kontrole takılırsak diye ama hiç rastlamadık.

 

 

Öncelikle Atina kesinlikle küçük İstanbul, yemekleri sokakları insanları her şey bize benziyor ama daha az kaotik versiyonu diyebilirim. İnsanlar daha mutlu, hayat daha huzurlu gözüküyor. En büyük problemi Yunan alfabesindeki harflerle yaşadık sanırım. Her ne kadar her yerde latin harfleri yazılsa da bir yerde mekanın adını görünce anlamak ya da google mapste sokak adı aratınca asla çıkmaması gibi sorunlara hazır olun.

Acropolis

Atina hakkında bilmeniz gereken ilk şey Acropolis! Tüm yollar Acropolis’e çıkıyor, nereden bakarsanız bakın bir yerlerde kalıntıları görüyor olacaksınız ve geceleri tüm ihtişamıyla Atina’nın üzerinde parladığına tanık olacaksınız. Acropolis oldukça geniş bir sit alanı ve içerisinde Antik Yunan’dan kalan ve mitolojiye konu olan tiyatro ve tapınaklar var. Acropolis’ten çıkarılan tüm kalıntılar ise hemen aşağıdaki müzede sergileniyor. Acropolis’e giriş 20 euro, müze girişi ise 5 euro. Girişten devam edip biraz ilerleyince de yol sizi Acropolis’i tam karşıdan gören oldukça fotoğraflık bir tepeye götürüyor;)

Plaka

Atina’nın en sevdiğim bölgesi diyebilirim. Sokakları ve küçük küçük cafeleriyle Atina’da geçirdiğimiz süre boyunca bize keyifli saatler yaşattı. Tam olarak sınırlarını belirlemek zor; nerede başlayıp nerede bittiğini pek anlamasak da Anafiotika denilen kısımda Mnisikleous sokağını mutlaka bulun ve merdivenlere konulmuş masalardan birine kurulup keyfini çıkarın. Gecesi ayrı gündüzü ayrı güzel…

 


Syntagma – Ermou – Monastiraki

Syntagma Meydanı şehrin en büyük meydanı. Taksim gibi düşünebilirsiniz. Ermou ise Syntagma meydanından başlayıp Monastiraki’ye kadar devam eden trafiğe kapalı alışveriş caddesi, eğer heryeri birbirine benzetmeden duramıyorsak İstiklal caddesi gibi düşünebiliriz:) Monastiraki ise şehrin bohem ve kendi halinde kısmı, Ermou caddesinin sonunda. Dolayısıyla bu üçlüden bir arada bahsetmek yanlış olmaz. Ermou caddesinde bol bol bilindik markalara rastlayacaksınız. Caddenin başında Yunanistan’ın doğal kozmetik markası Korres’in dükkanını göreceksiniz bence mutlaka uğrayıp kremlerine ve parfümlerine bir göz atın. Biz gittiğimizde kocaman bir Forever 21 açılmıştı. Ve bir de Hondos center adında kocaman bir kozmetik mağazası göreceksiniz mutlaka girin. Türkiye’ye göre parfümler ve makyaj malzemeleri oldukça ucuz. Ermou’dan baka baka yürüdüğünüzde yol sizi Monastiraki Meydanına çıkaracak. Pazar günleri meydandan dümdüz devam eden yolda bit pazarı kuruluyor, gitmişken mutlaka uğrayın. Pazarın ilk kısmında daha pahalı antikalar yer alırken daha sonra sokak aralarında uygun fiyatlı şeyler bulmanız olası…


Kolonaki

Ve son olarak Kolonaki, şehrin daha lüks bölgesi. Yine Sytagma meydanından 10 dakika yürüyerek kolayca gidebilirsiniz. Lüks markaları, tasarım butikleri, şık barları bu bölgede bulabilirsiniz. Gitmişken T5’ta kokteyllerinizi yudumlayıp yoldan geleni geçeni seyredebilirsiniz.

Yeme – İçme

Gelelim en sevdiğim kısıma. Sanırım hayat felsefem haline geldi, kaç kere gelicem sanki diyip seyahatlerde herşeyi yiyip kilo almak:) Yemek kültürlerimiz hepimizin yakından bildiği üzere çok benzer. Hala kimin kimden neyi çaldığını tartışaduralım, cacık, uzo, baklava, kebap, lokma ortak dilimiz. Biz döner diyoruz onlar gyros, bizim için kebap onlar için souvlaki, aslan sütümüz onlar için uzo vs. liste uzayıp gidiyor. Tarihi bir yerde souvlaki yemeden dönmeyin derim, bunun için de Monastiraki meydanındaki Thanasis doğru seçim olacaktır. Yedikten sonra bizde daha güzeli var dememek içten bile değil ama gelmişken de yememek olmaz.

 

Bir diğer yemek için tavsiyem ise Kuzina. Geleneksel yunan mutfağının biraz modern versiyonu. Fiyatlar ortalamanın üstünde ama gerçekten çok leziz. Öğlen giderseniz bahçede, akşam için ise Acropolis manzaralı terasında yiyebilirsiniz. Ortaya kocaman bir greek salad ve yanına birkaç başlangıçla doyma garantisi verebilirim. Terasta akşam yemeği için rezervasyon yaptırmayı unutmayın.

 

Kalbimi Atina’da bırakan lezzet Lukumades! Bildiğimiz lokmanın içine krema doldurmuşlar üstüne çikolata dondurma koymuşlar bir anda bambaşka bir lezzete dönmüş. Mutlaka ama mutlaka gidin. Biz her gün bıkmadan, usanmadan gittik yedik. Hatta olduğu sokakta yanında çok iyi bi noodlecı ve sokağın başında da simit sandviçler yapan bir yer var hepsini tavsiye edebilirim.

 

 

En güzel manzara için adres A for Athens otelinin terası. Güneş batarken giderseniz harika bir manzarayla karşılaşmakla kalmaz sonrasında ışıl ışıl Atina’ya karşı içkinizi yudumlayabilirsiniz. Yemek için terasın altındaki camlı bölmeyi veriyorlar o yüzden bence yemek yerine terasta bir içki içmeye gidin.

 


Peki ya gece hayatı diyorsanız harika bir tavsiyem var not edin, Noel! Alice in wonderland dekorasyonu ve kokteylleriyle oldukça başarılı. Biraz da dans olsun diyorsanız çıkışta yolunuzu hemen iki sokak altındaki Drunk Sinatra‘ya düşürün ve yanındaki diğer birkaç mekana;)

Sonuç olarak Atina’yı oldukça sevdik. Tekrar gidecek kadar mı pek sanmıyorum…

5 gün boyunca gezip gördüğümüz yerler bu kadarla sınırlı kalmadı tabi ama bence herkes kendi seyahat rehberini yaratmalı, ben kilit noktaları paylaştım gerisi sizin spontane gelişen kendi hikayenize kalsın:)